• BIST 74.676
  • Altın 591,49
  • Dolar 2,2715
  • Euro 2,8705

    "Ağca ABD'nin adamıdır!"

    Ağca ABDnin adamıdır!
    Cezasını tamamlayan Ağca'nın eski avukatı Doğan Yıldırım, HABERTÜRK'e çarpıcı bir röportaj verdi.

    Gazeteci-yazar Abdi İpekçi’yi katleden, Vatikan’da Papa 2. Jean Paul’a suikast girişiminde bulunan Mehmet Ali Ağca’nın 30 yıllık cezaevi yaşamı bugün sona eriyor. Ağca, 30 yıllık bu sürece, binlerce soru işareti de sığdırdı. İpekçi cinayeti ve Papa’ya suikast girişiminin perde arkası hâlâ aydınlanabilmiş değil. Avukat
    Doğan Yıldırım, Ağca’ya en yakın isimlerden. Hem cezaevinden, hem yurtdışına kaçışına yardım edenlerden biri. Yıldırım, Kara Harp Okulu
    mezunu... Önce İstanbul Üniversitesi İktisat bölümünü, ardından da Hukuk
    Fakültesi’ni tamamlamış. Son 15 yılda da Ağca’nın hem İtalya’da hem
    de Türkiye’de avukatlığını üstlenmiş.

    Kutlu ESENDEMİR / GAZETE HABERTÜRK

    Mehmet Ali Ağca ile nasıl tanıştınız?
    Selimiye Askeri Cezaevi’nde tanıştık. Ben de cezaevindeydim, başka bir siyasi suçtan. 1979 Haziran’ında yakalandığı zaman Ağca’yı ne sağcıların koğuşu ne de solcuların koğuşu istemedi, onu özel hücreye koydular.

    Aynı koğuşa nasıl düştünüz?
    İçeride bir mahkûm şişlendi ve öldü. Sonrasında Ağca ile beraber herkesi Maltepe Askeri Cezaevi’ne sürdüler. Orada kura usulü çekiliş yapıldı ve tesadüfen Ağca bizim koğuşa düştü. Sonra da gece gündüz birlikteydik.

    İpekçi’yi niye öldürdüğünü konuşmadınız mı?
    Fazla bir şey söylemezdi. Yalnızca şunu söyleyebilirim; o günkü şartlarda siyasi zorlama ortamı, ifadede fazla derine indirmedi. Çünkü İpekçi’nin öldürülmesi ve bunun faili, Ecevit’in Başbakan olduğu halde bunu bulamaması vardı. İki, kendisinin de beyan ettiği gibi, ‘Birtakım devlet kurumları tarafından bir engelleme oldu’ dedi . Şunu biliyorum, fazla sorgulanmadan bu adamı içeriye aldılar. Sonradan biz dosya incelemesini yaptığımızda farklı yerlerden ateş etme durumlarının olduğunu ve ikinci üçüncü kişilerin olabileceğini gördük. Ama bunlar hiç çıkmadı. Ben bunun ilk sorgunun aceleye getirildiğinden dolayı böyle olduğunu düşünüyorum. Ağca’nın ele verilmesinin bir polis istihbarat çalışması neticesinde değil
    de, ülkücü kanattan gelen bir ihbarla gerçekleştiğini düşünüyorum.

    Bunu neye dayandırıyorsunuz?
    Bunu kimse tanımıyor ülkücülerden.

    Ülkücülerin haberi yoksa böyle bir şeyi nasıl yapsınlar?
    Öğreniyorlar. Yavuz Çaylan var mesela. “Akşam televizyonu izlediğim zaman bizim İpekçi olayına gittiğimizi anladım” diyor. Ağca ona, “Gezeceğiz” diyor, o da ticari düşünüyor ve gidiyor. Doğal olarak MHP bundan dolayı çok sıkıştırıldı.

    Sizce MHP ile bu cinayetin bir organik ilişkisi var mıydı?
    MHP demeyelim de ülkü ocakları içerisinde bir gücün yaptığı bir eylem değil. Bunun böyle bilinmesinde fayda var. Ama Ağca’yı hiç kimse ozamana kadar ülkücü olarak görmemiş. Dolayısıyla MHP, cinayetten sonra ciddi şekilde araştırıyor ve bunu buluyor. Bulunca da verin diyor.

    Cezaevinden kaçışına nasıl yardım ettiniz?
    Cezaevinde aynı koğuştaydık zaten. O kaçışta biz sessiz kaldık, ihbar etmedik.

    Daha sonra da Papa suikastını görüyoruz.
    Burada önemli olan hadise şu: Dikkat ederseniz silahı yukarıya tutarak atıyor. Öyle denildiği gibi üç mermi falan da yok, tek mermi var. Bunu İtalya’da biz
    tartıştık avukat olarak gittiğimde.

    Ağca Papa’yı neden vurdu?
    “Papa Türkiye’ye gelmesin, çünkü Müslüman ülkeleri birbirine düşürmek için geliyor. Ortadoğu’ya Haçlı kılıcını saplamaya geliyor. Bir oyundur. Papa buraya gelmesin, gelirse vururum” demişti.

    Sonrasında?
    Susurluk hikâyesinden sonra Türkiye’de 3. bir soruşturma başladı. Tüm resmi kurum ve kuruluşlar Çatlı’nın ta en başından beri MİT’in adamı olduğunu, Atilla Serpil’in (1979’da Ağca’yı Adli Tıp’tan kaçırma girişimi başarısızlıkla sonuçlanan kişi) deyimiyle Ağca’yı kaçıran adam olduğunu söylüyorlar. Serpil, “Devlet öldürecekti. Ben öldürmedim” diyor ve “Karşı geldim, korudum, onun için gizleniyorum şimdi ” diyor. Hiçbir devletin istihbaratı, “Gel bakayım, güzel kardeşim, sen hangi örgüte çalıştın?” diye sormuyor.

    Ağca, sonra iade edildi ve 2006’da tahliye edildi büyük tartışmalar içinde.
    Ağca’nın teslimi anlaşmamıza göre sessiz sakin çıkacaktı. Fakat bir grup beni devre dışı bıraktı. Nitekim, o grup bu adamı bir eve kapadı ve 10 gün sonra
    teslim etti.

    Nasıl bir yapı bu?
    Ağca teslim oldu, “Ben Tanrı değilim ben Mesih’im” bağırtısı içerisinde gitti
    cezaevine. Bana dedi ki, “Kahpe bir çemberin içine girdim. Kıramadım,
    çıkamadım. Bana hiçbir şey söyleme rica ediyorum.”

    Tekrar içeri girmesinin ardından neler yaşandı?
    Cezaevi müdürü, “2 sivil geldi, isim falan yazdırmadı. Görüşmeye gelenlerin kaydı yok” dedi.

    Kimmiş bu kişiler?
    Ağca bana; “Hiç kafana takma. Beni buradan çıkaracaklar” dedi. “Bu kanaate nereden vardın? Ben sana söyledim ama bazı yerleri eksik söyledim. Bu kişiler devletin çok içinde, çok güçlü, bildiğin gibi de ğil. Beni çıkaracaklar” dedi. “Sen buna inanıyor musun? Diye sordum. “Evet” dedi. “Generaller var
    içinde, falan var, filan var...” “Yahu nasıl general, gördün mü?” dedim.
    “Generalim” diyorlar dedi. İşte bunlar çok önemli. Bunlar kod, şifre. Şimdi bu şifreler size anlamsız gelir ama benim için çok anlamlı. Ben olsam, polissem “generalim” derim, “generalsem” ben polisim derim. Bu süreç 2006’da oluyor.

    ‘Gümrüklerde önemli görevler yaptım’

    Yurt dışına çıkışına nasıl yardım ettiniz?
    “Benim buradan gitmem lazım. Sınırı geçmeliyim” deyince “Nereye gitmeyi
    düşünüyorsun?” dedim. “Fransa’ya, Almanya’ya” dedi. “Seni teslim ederler.
    Seni Bulgaristan’a gönderelim” dedim.

    Ağca için arkadaşınız Abuzer Uğurlu’yu aradınız...
    Fotoğrafını aldım Ağca’nın. Uğurlu’ya, “Gardaş bu adamı tanıyor musun?” Baktı... “ “Tanımıyorum” dedi. Çünkü saçları ve sakalları vardı uzun. Afganistan’a ve İran’a gitmişti kaçtığı dönemde. “Buna pasaport lazım” dedim.
    Bana dedi ki, “Doğan, ben sana yardımcı olurum. Sorun değil de...” Demir diye bir adam vardı. Mehmet Ağar bu adamı bilir. Çünkü bu adamı alıp çok büyük bir sorgudan geçirdi. Demir, kaçakçılara birinci sınıf pasaport yapardı. Abuzer de, “Ben Demir’le çalışıyorum. O, istihbaratın adamıdır. Eğer bunun bir
    sıkıntısı varsa çıkamaz, sıkıntı yaşarsınız. Başka yere yaptırın” dedi. “Tamam”
    dedim. Ağca’nın orada maddi sıkıntısı falan olursa destek olacağını da söyledi. Sonra Ağca için başka bir arkadaşıma pasaport çıkarttırdım. Aradan 15-20 gün geçti ve Abuzer’in Bulgaristan’daki adamları burayı arayıp diyorlar ki, “Buraya Metin diye bir adam geldi, bizden para istiyor.” Benim ismimi veriyor. Sonrasında da Bulgaristan’daki adam parayı veriyor Metin’e yani
    Ağca’ya. Bunu bana Abuzer söyledi, ben de teşekkür ettim. Sonra 12 Ey lül olunca, (Abdullah) Çatlı ve Oral (Çelik) da yurt dışına çıktı. Onları da tanıyorum. Çatlı ile aramızda bir ilişki falan yoktu ama bir defa oturup konuştuk. Oral yanıma gelir giderdi hep. Erol Taş’ın kahvesinde hep otururduk.

    Böyle bir şey açığa çıktığı zaman sizin memuriyet hayatınız devam edebilir miydi?
    Gümrüklerde çok stratejik görevlerde bulundum. Havaalanın da sivil istihbarattaydım. Gümrükler istihbaratı. Sivil bir yolcu gibi dolaşırdım. Ağca hikâyesinde sorgulandım, Sıkıyönetim Mahkemesi’nde 7 yıl yargılandım.

    Parayı nereden buluyor?
    Ağca’da para var. Ağca her zaman parayı buldu. Bulur niye bulmasın. Yeter
    ki kafanıza koyun para bulmayı.

    Biraz önce Abuzer Uğurlu’nun verdiğini söylediniz.
    Daha Bulgaristan’a geçmeden önceki parayı diyorum. Pasaport çıkarmayı söylüyorum.

    Bulgaristan’dan sonra İtalya’ya geçiyor...
    Çatlı ile Ağca buluşuyor ve oradan Yunanistan’a, Viyana’ya geçiyorlar.
    Sonra yolları ayrılıyor. Ben ondan sonra telefonla görüştüm. Oradaki sıkıntılarını da biliyorum onların. Öyle anlatıldığı gibi, “Bunlar MİT’in ya da polisin adamıdır, ya da kontrgerilladır” deniyor, bunların hepsi hikâye. Hepsi. Çünkü parayı ellerinde tutanlar, o bezirganlar, insanların işi bittiği zaman yanlarına bile yaklaştırmazlar.

    O bezirganlar kim?
    Onlar kendilerini bilir. O bezirganlar güçlü olanın yanındadır. Kim güçlü
    Türkiye’de bugün?

    Nerelerde görüyoruz biz bunları?
    Her tarafta görüyorsunuz. Amerika’nın kamuoyunu yönlendiren düşünce kuruluşlarının da içinde bu adamlar. Yalnız ben doğru bir tespit yapıyorum: Çok boynunu kaldıran olursa söylerim isimlerini de. Şark toplumlarının
    değişmeyen kaidesi, bezirganlar tarafından idare edilmektir

    ‘Atilla Serpil nerede?’

    Bugün tahliye oluyor Ağca...
    En yakın arkadaşının itirafçı olması, sorununun devam etmesi, yani Ergenekon davasının bir numaralı gizli tanığı Atilla Serpil’in özel korunaklı bir
    pozisyonda olduğunu duyduk. İnşallah yakın zamanda ortaya çıkar ve “ben buradayım” der.

    En son ne zaman görüştünüz?
    Bir, bir buçuk yıldır görüşmüyorum çünkü patronları benimle görüşmesini istemiyor.

    Kim patronları?
    Amerika mı, MOSSAD mı? Yoksa Başbakanlık’a bağlı özel bir örgüt mü?
    Bunu, Ağca’nın şifreli konuşmalarından anlıyorum. Çünkü Ağca müsait değil.

    Ağca Ergenekon’da gizli tanık olur mu?
    Bana göre olur. Ergenekon demeyelim de çünkü ona hafif gelir bu. Adam,
    “Amerikan imparatorluğu dünyaya hâkim olmalıdır. Amerikan İmparatorluğu’nun bana ihtiyacı var” diyor. Bakın, İpekçi suikastından sonra
    Türkiye’de tam bin 500 kişi gözaltına alın dı. İşkence gördü. Ağca namuslu
    bir insansa, çıkıp Abdullah Çatlı’dan, Oral Çelik’ten, Muhsin Yazıcıoğlu’ndan,
    benden, “Sizi kullandım. Özür diliyorum” demelidir. Dediğim gibi tahliyesinden
    sonra yeni tartışmalar ve daha büyük operasyonlar çıkacaktır. Kendisi Amerika’nın adamıdır.

    Habertürk

    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Haber Form | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0212) 621 73 14 | Haber Yazılımı: CM Bilişim