• BIST 80.860
  • Altın 567,64
  • Dolar 2,1953
  • Euro 2,7591

    Erdoğan 19 şubat 2013 grup konuşması

    Erdoğan 19 şubat 2013 grup konuşması
    Devlet Bahçeli'yi hedefe koyan Erdoğan Kılıçdaroğlu'nu da es geçmedi...

    Başbakan Erdoğan, dün Sinop'ta BDP'li milletvekillerinin yaşadıklarından CHP ve MHP'li grupların sorumlu olduğunu savundu.

    "CHP ve MHP'lilerden oluşan gruplar orada bir provokasyonun içinde yer alıyorlar" diyen Erdoğan, her türlü milliyetçiliği ayaklar altına aldığını söylediği Midyat'taki konuşmasını beğenmeyen Bahçeli'ye "Zaten sen beğenmeyesin diye bu konuşmayı yaptım" diye cevap verdi.

    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin konuları değerlendirdi. Başbakan Erdoğan, MHP lideri Bahçeli ve CHP lideri Kılıçdaroğlu'nu topa tuttu. İmralı sürecine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Konuşmasına ekonomik verileri anlatarak konuşmasına başladı:

    EKONOMİDE BÜYÜK SEVİNÇLER

    "Yolsuzluk kanallarını kapatarak disipline riayet ederek hamdolsun çok büyük sevinçler yaşattık. Kamu borç stoku yüzde 61.5 seviyesindeydi, bu oranı 2011 sonu itibariyle yüzde 22'ye düşürdük. 2002 yılında AB tanımlı borç stokunun milli gelire oranı yüzde 74 iken şimdi yüzde 34'e düşürdük.

    2002 yılında 9 ay vadeyle borç bulabiliyordu, şimdi 61 ayla borçlanabilen bir ülke konumuna yükseldi. Borçlanma faizi yüzde 63 iken yüzde 6.5 gibi tarihin en düşük seviyelerine çekmiş bulunuyoruz.

    Sadece kamunun borç yükü azalmakla, vadeyi uzatmakla, faizleri düşürmekle yetinmedik; göreve geldiğimizde devleti kendi vatandaşına çok yüklü miktarda borçlu bulduk. Yıllardır çalışan ve işverenlerden zorunlu tasarruf altında kesilen paranın kayıp olduğunu, ana para ve nemaların hak sahiplerine ödenmediğini gördük. Devlet vatandaşına, işçisine, memuruna borçlu olur mu? Maalesef devlet, işçisine ve memuruna borçlu durumdaydı. Onyıllar boyunca çalışanların ciddi bir sorunu olan bu borcu, hemen yapılandırdık, vadelere böldük, işçi ve işverenle anlaşarak ödemeleri yaptık. Devletin çalışanlarına 13,5 milyar lira borcu vardı, bunu hak sahiplerine AK Parti iktidarı ödedi. Geçmiş iktidarların hepsi, bu vebalin altındadır. Bunun içinde ANAP, MHP, DSP, SHP'si vardır, hepsi bu işin içindedir. Aynı şekilde artık unutulmuş olan kayıtları dahi kaybolan konut edindirme yardımı kesintilerinin de izini sürdük, tozlu raflardan, çuvallardan belgeleri çıkardık. 3,5 milyar lirayı hak sahiplerine teslim ettik. Hala evraklar geldikçe teslim etmeye devam ediyoruz."

    O ZEVATA ŞUNU SÖYLEYİN

    Ödedikleri borçların bundan ibaret olmadığını ifade eden Erdoğan, Türkiye'nin, borç noktasında en büyük ödemeyi IMF'ye yaptığını belirtti. Erdoğan, şöyle devam etti:

    ''2002'de bizler, MHP, DSP ve ANAP iktidarından görevi devraldığımızda Türkiye'nin IMF borcu, 23,5 milyar dolardı. Perşembe günü yaptığımız yeni bir dilim ödemeyle Türkiye'nin IMF'ye olan borcunu 400 milyon dolara kadar düşürdük.

    Bütün vatandaşlarıma, gençler sizlere de sesleniyorum; milliyetçiyiz diye konuşan o zevata siz şunu söyleyin; milliyetçilik vatanseverliktir, milliyetçilik bu milletin kasasını peşkeş çekenlere karşı, bu kasayı doldurmaktır. Biz doldurduk, onlar doldurmadı. Onlar boşalttı, biz doldurduk, hala dolduruyoruz. 10 yılda yaklaşık 23 milyar dolardan fazla ödeme yaptık. Artık 400 milyon dolar seviyesine düştü, 3 ay sonra 14 Mayıs'ta IMF'ye 400 milyon doları ödeyecek, artık bu defteri kapatacağız.

    IMF konusunda, önceki hükümetlerden bize devredilen borçları böylece ödemiş, bitirmiş olacağız ama IMF ile verecek ilişkimiz kalmıyor, bundan sonra alacak ilişkisi kurabiliriz. IMF, 5 milyar dolar bizden borç talep etti, bu konuda teknik görüşmeler devam ediyor. Bu görüşmeler olumlu sonuçlanırsa, onyıllardır IMF'ye borçlu olan Türkiye, artık IMF'den alacaklı ülke konumuna yükselecek. Bütün bu borçları öderken aynı zamanda Türkiye'ye çok büyük yatırımlar, hizmetler kazandırdık. Türkiye'nin kasasını da rekor seviyede doldurduk.

    Sayın Bahçeli, bugün milliyetçilikten dem vuruyor, kime yutturacaksın bu milliyetçiliği. Kafatası milliyetçiliğiyle milliyetçilik olmaz. Sayın Bahçeli, sen de öyle yapıyorsun, karşındaki BDP de öyle yapıyor. Biriniz, bir diğerinden besleniyorsunuz, yaptığınız bu. Bizim milliyetçilik anlayışımız, etnik milliyetçilik değildir, bizim milliyetçilik anlayışımız bu ülkede, bu milletin hizmetkarı, vatansever, insansever olmaktır, bu ülkeyi muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkarmaktır. Biz bunu yapıyoruz.

    GERÇEK MİLLİYETÇİLİK BU

    Milli bankamız Merkez Bankası'dır, siz bize 27,5 milyar dolar döviz rezerviyle teslim ettiniz. Bunun da yarıdan fazlası yurt dışındaki vatandaşlarımızın parasıydı. Şimdi bu rakam 125 milyar doları aştı. İnsaf... Gerçek manada milliyetçilik, gerçek manada vatanseverlik, milliyetperverlik bu. Eğer bugün böyle konuşabiliyorsak, bu şekilde adımlar atabiliyorsak, tek nedeni ekonomik olarak bu güç, demokrasi olarak yakaladığımız güç. Bunları at başı götürdüğümüz için başarılıyız. Biz göreve geldiğimizde sizler ey, MHP, DSP, ANAP -artık onlar kayboldu da- verginin yüzde 85'ini faize ödüyorlardı. Şimdi yüzde 16'sını faize ödüyoruz, diğeri yatırımlara. Bu okullar, hastaneler, yollar, adalet, emniyet sarayları böyle yapıldı. Böyle yapılmaya devam ediyor.''

    Bahçeli'den sonra eleştiri oklarını Kılıçaroğlu'na çeviren Erdoğan, CHP liderinin yurt dışı gezilerinde Türkiye'yi kötülemesine değindi ve hedefindeki isme yüklendi:

    ANA MUHALEFET YURT DIŞINDA MAHÇUP EDİYOR

    "Ama şu anda, parası, pasaportuyla, ay yıldızlı bayrağıyla da gurur duyan, bunları iftihar ve gururla gösteren bir Türkiye var. Sadece Ortadoğu, İslam coğrafyasında değil, dünyanın her yerinde benim vatandaşım göğsünü gere 'Ben Türküm, Türkiyeliyim' diyebiliyor. Gittiği her yerde kendisine takdir ve hayranlıkla muamele ediliyor. Siz bu sıçramayı nasıl yaptınız sorusuyla karşı karşıya kalıyorlar. Ne yazık ki 76 milyon içinde Türkiye'nin ulaştığı bu seviyeleri, yaşadığımız değişimi görmeyen, görmek istemeyen bir grup var. CHP Genel Başkanı, MHP Genel Başkanı, BDP Genel Başkanı gibi, bu tür şeyler var, olacak. Geçmişte yurt dışına çıkan vatandaş bol sıfırlı paradan mahcup oluyordu, şimdi de Türkiye'nin Anamuhalefet partisinden dolayı mahcubiyet yaşıyor. Bakın Portekiz'e gitti, kendi ülkesini, kendi vatanını yerden yere vurdu, yetmedi İngiltere'ye gitti, orada da kendi ülkesinden şikayet etti, kendi ülkesini karaladı.

    TEK YAPTIĞI AĞLAMAK ŞİKAYET ETMEK

    Samimiyetle söylüyorum, keşke Türkiye'nin Anamuhalefet partisinin küresel olmasa bile bölgesel vizyonu olsaydı. Türkiye'nin Anamuhalefet partisinin genel başkanı, yurt dışına gidip, ortaya bölgesel bir vizyon koyabilseydi. Bölgesel meseleler üzerinde bir kaç söz söyleyebilseydi. Ama böyle bir Anamuhalefet de genel başkan da yok. CHP Genel Başkanı'nın yurt dışında tek yaptığı kendi iktidarından kendi ülkesinden şikayet etmek."

    KATİLİN SIRTINI SIVAZLIYOR

    Kılıçdaroğlu'nun yurt dışında tek yaptığının, kendi ülkesinden şikayet etmek ve gidip başka ülkelerde ağlamaktan ibaret olduğunu kaydetti. Erdoğan, şunları kaydetti:

    ''CHP Genel Başkanı, gazeteci adı altındaki polis katilleri üzerinden Türkiye'yi dünyaya şikayet ederken, biz de onun terörle arasındaki muhabbeti anlatmaya devam edeceğiz. İngiltere'de İngiliz İşçi Partisi'nin düzenlediği yemekte konuşuyor. Orada da utanmadan, sıkılmadan gazeteci kılığı altındaki polis katillerinden dolayı Türkiye'yi şikayet ediyor. Demokrasinin beşiği olarak nitelendirilen İngiltere'de 2012'de bir operasyon kapsamında 50 gazeteci tutuklandı. CHP Genel Başkanı, İngiltere'ye varmadan bu operasyon kapsamında 6 gazeteci daha gözaltına alındı. Siz İngiltere muhalefet partilerinin dünyayı dolaşıp 'İngiltere'de gazeteciler tutuklu' dediğini hiç duydunuz mu? Ben hiç duymadım. İngiliz muhalefetinin İngiltere'de basın özgürlüğü yok diye, sağda solda hüngür hüngür ağladığını hiç duydunuz mu?

    POLİS KATİLLERİNİN SIRTINI SIVAZLAMAKTIR

    Türkiye'yi tüm dünyaya gazetecileri tutuklayan örgüt diye lanse edenlerin, İngiltere'yi kara listeye aldıklarına şahit oldunuz mu? CHP Genel Başkanı'nın yaptığı çok büyük bir sorumsuzluk, açık açık polis katillerinin sırtını sıvazlamaktır. Bu nasıl bir siyasi parti Allah aşkına? Bölücü terör örgütünün misafiri olan teröristlere, 'çiçek çocuk' muamelesi yapan bu partinin içinde bu hal nedir?

    MANEVİYAT DÜŞMANLARI DARBE TERTİPÇİLERİ

    Irkçılık, kafatasçılık yapan bu partinin içinde, polis katillerini gazeteci diye savunan, kanlı terör örgütlerinin mensuplarını avukat diye savunan bu partinin içinde bu hal nedir? Başörtüsü düşmanları, maneviyat düşmanları hep bu partinin içinde toplanmıştır. Demokrasi düşmanları, darbe tertipçileri bu partinin içinde toplanmışlardır.

    ALLAH CHP SEÇMENİNE SABIR VERSİN

    Hale bak ya. Hayvanların önüne makarna atıp 'köylü saman bulamıyor' diye provokasyon yapan, yalancılar, iftiracılar bunlar. Bu nasıl bir koalisyondur, birlikteliktir? Allah CHP seçmenine sabır versin, metanet versin.''

    HER TÜRLÜ MİLLİYETÇİLİĞİ AYAKLAR ALTINA ALIYORUZ

    Biz Kürt milliyetçiliğini de ayaklarımızın altına alıyoruz. Laz, Türk ve Arap  milliyetçiliğini de ayaklarımızın altına alıyoruz. Hepsini ayaklarımızın altına alıyoruz. Çünkü değerler silsilesi içerisinde böyle ırki, kavmiyete dayanan milliyetçilik yoktur. Bu şeytandandır

    Söz konusu olan vatansa, bayraksa, topraksa, bağımsızlıksa, 76 milyonun tamamı gözünü kırpmadan şahadete yürür.

    Haftasonu Mardin'de kardeşlerimizle hasret giderdik. Toplu açılışlar yaptık. İlçelerde açılışlar yaptık.Mardin'den Midyat'a giderken onbinlerce insanın bütünleştiğini görünce başka bir heyecanı yaşadım. Orada şunu söyledim: Bizim 3 kırmızı çizgimiz vardır. Biz etnik, bölgesel ve dinsel milliyetçiliğe karşıyız. Biz Kürt, Laz, Arap ve Türk milliyetçiliğini de ayağımız altına alıyoruz. Çünkü değerler silsilesi içinde ırki milliyetçilik yoktur, bu şeytandandır.

    SEN BEĞENMEYESİN DİYE KONUŞMAYI YAPTIM

    Bahçeli Midyat konuşmamı beğenmemiş, zaten sen beğenme diye bu konuşmayı yaptım. Kızıltepe'ye gittik. Ayırt etmeksizin kucaklıyoruz, yaradılanı yaradandan ötürü seviyoruz. Kızıltepe'ye gittik. yollarda halkımızla selamlaşarak Kızıltepe meydanına geldik. 20 bini aşkın Kızıltepeli bizi karşıladı. Bunlar indirilmiş kıtalar değil onlar o ilçenin insanları.

    Bahçeli utanmadan İmralı ile işbirliği ile tutan parti olarak görüyor. Onu Kenya'dan getirip sizin iktidara bunu kimin teslim ettiği bellli ve sizin verdiğiniz karar da belli. Müzakereyi Meclis çatısı altında olanlar yaparız. Mücadeleyi terör örgütleriyle yaparız.

    SİLAHLAR GÖMÜLECEK, SİYASET KONUŞACAK

    Bu silahlar gömülecek, siyaset konuşulacak. İkinci bir ülkeye mi, üçüncü bir ülkeye mi giderler, biz her türlü güvenceyi sınırda veririz. Geçmişteki yanlışları yaşatmayız.

    KAYSERİ VE MARDİN'DEN AYNI MESAJ

    Kayseri'de bize verilen mesaj neyse Mardin'de bize verilen mesaj aynı. Tüm acıları kanı, gözyaşını dindirmemizi istediler.

    Anneliğin siyaseti ideolojisi yoktur. Kayseri'deki anne kanı durdurun diyor, Kızıltepe'deki anne bize kanı durdurun diyor. Yeni süreci provoke etmek amacıyla yalana ve iftiralara başladılar. MHP memleketin en temel meselesinde ruhsuz ve hamasi konuşmalar yaparak hiç bir rol üstlenmiyor.

    SİNOP'TA CHP VE MHP'DEN OLUŞAN GRUPLAR

    Terör meselesi konusunda tem bir cümle kuramadıklarını göreceksiniz. Çorum oradan Sinop'a geçiyorlar. CHP ve MHP’den oluşan gruplar orada provokasyonun içinde yer alıyor. Şimdide kalkıp iyi niyet mesajlarıyla bunlara fırsat vermeyin, şöyle yapın böyle yapın diyorlar.

    SAYGI DUYMAK ZORUNDASIN

    Beğenirsin, beğenmezsin, bu gelenler bu ülkenin seçilmiş milletvekilleri. Yapacakları toplantı yasalar içinde olduğu sürece saygı duymak zorundasın. İzlemeye mecbur değilsin. Yasalar içinde olduğu sürece saygı duyacaksın. Bunların ruh kökünde toplantılara saygıları yoktur. Saygısızlık vardır. MHP budur, kafa yapısı budur.

    CHP'NİN NE KONUŞTUĞU BELLİ DEĞİL

    Ondan sonra da tabi ne Hakkari’ye ne Van’a gidebilirsiniz. Sadece Ankara’dan konuşursun. Sivas’ın ötesine geç görelim seni.  Bu ülkenin hepsini kucaklamadınız. Irkçılık yaptınız, kabilecilik yaptınız. Şeytani olan anlayışa hizmet ettiniz. MHP gider ırkçılığın diliyle konuşur, BDP ırkçılığın diliyle konuşur. CHP'nin ne konuştuğu bile belli değil. İşte AK Parti'nin farkı budur. AK Parti milletin diliyle, gönül diliyle konuşur.

    NASIL BİR VAMPİRLİKTİR

    Biz terörle masaya oturmayız. Terörle müzakere etmeyiz. Devletin kurumlarının İmralı'daki teröristbaşı ile konuşması asla masaya oturmak değildir. Çözüm yolundaki imkanın değerlendirilmesidir. Kim niye masaya oturmak diye sunuyor. Nasıl bir kan davasıdır. Nasıl bir vampirliktir?

    MÜFTERİDİR, NAMERTTİR

    Bizim terör karşısında taviz verdiğimizi iddia edenlere sesleniyorum: Hangi tavizi verdiğimizi, hangi geri adımı attığımızı açıklamayan müfteridir, namerttir.

    YASAL HER TÜRLÜ ADIMI CESARETLE ATARIZ

    CHP’nin terörist taziyesine giden milletvekiline kükremesi gerekiyor. Terör konusunda geri adım atmayız, asla taviz vermeyiz. Ama kanı durdurmak için, terör belasını sona erdirmek için yasal her türlü adamı cesaretle atarız.

    İstismara açık bir süreçten geçiyoruz. Türklük Kürtlük üzerinden ırkçılık yapanlar bu toprakların değerlerine ihanet içindedir.

    MİLLETİM UYANIK OLSUN

    Siyasetlerini ırkçılık üzerine kuran partiler yoıun tahriklere başladılar. Milletimin özellikle uyanık olmasını rica ediyorum. Şehitlerimizi mahçup olacak yaklaşım içinde olmayız."

    Erdoğan daha sonra AK Parti'ye geçen ve aralarında Yalova belediye başkanının da bulunduğu belediye başkanlarına rozet taktı.

    internethaber


    erdoğan son grup konuşması, başbakan erdoğan 19 şubat 2013 grup konuşması, erdoğan 19 şubat imralı görüşmleri açıklama

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler