Görsel Tasarım: Capitol Medya - Yazılım: CM Bilişim

HABERFORM/ADVERTORIAL
M.Yusuf Güven’in kaleme aldığı “Gözümü Haramdan Nasıl Korurum”da yerde ve göklerde bulunan bütün zerrelerin, gerçek göz sahipleri için Hakk'ı ilân eden, Rabb'in varlığını ve birliğini haykıran, O'na itaat eden, O'na şükreden, zikreden ve secde eden birer delil olduğunu; gözün ise bu varlık âlemine bakması ve ibret alması için insana verilmiş en büyük nimetlerden biri olduğunu anlayacaksınız..

“Sen gözleri bilir misin? Hani içimizdeki âlemden dışarıya açılan pencereler…Bazen uçsuz bucaksız mavi bir rüya.. Bazen yeşil bir coğrafyanın dinginliği.. Bazen de derin okyanusların, muammayı çağrıştıran dipsiz karanlığı..” diyen Güven,
Güneş, ay, yıldızlar,kara, deniz,dağ,taş,dere, ova, gece, gündüz, karanlık,aydınlık, sema, arz ve bunlar arasındakileri temaşa edip Rabbin büyüklüğünü kavramak, onların kendi dilleri ile Rabblerini tesbih ettiğini ve O'nun varlığını ve birliğini haykırdığını görmek, onların insanların emrine verildiğini hissetmek, mevcudatın nasıl yaratıldığını düşünmeyi gözün insana verilme sebepleri olarak nitelendiriyor. Ayrıca Gözün şükrünün ise yaratılış âyetlerini seyrederek ibret alarak ve Yüce Allah'ın bakmayı haram kıldığı şeylerden gözü sakınarak yapılacağını vurguluyor..
Kısaca yazar kitabında; “Mümin erkek ve kadınlara gözlerini haramdan sakınmalarını emir buyuran Yüce Allah, bizlere görebileceğimiz şeyler için bir sınır koymuş ve bu sınırları aşanları da uyarmıştır. Yedi tabakadan yaratılan gözün bir tabakasına gelecek zarar bu nimetin zevali demektir. Gözü verenin, gözü veriş sebebine riayet etmek de kulun göz nimeti adına yerine getireceği birinci vazifedir.diyor..
M.Yusuf Güven’in kaleme aldığı “Gözümü Haramdan Nasıl Korurum” Işık Yayınlarından çıktı.









