Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya gazetecilerin soruları üzerine şöyle diyor:
-İnceleme başka şeydir, soruşturma başka şey… Toplumun huzurunu kaçırmaya gerek yok!
Söz konusu inceleme-soruşturma 2002’den beri tek başına hükümet kuran ve Meclis’te büyük bir çoğunluğa sahip olan Adalet ve Kalkınma Partisi hakkındadır.
Kısa süre önce iktidardaki partiye kapatma davası açan bir başsavcı böyle konuşunca elbette toplum diken üstüne geliveriyor.
Türkiye’de çok partili parlamenter hayatın öteki adı da “siyasi partiler mezarlığı” olmuştur.
Sürekli olarak partiler kapatılıyor.
Peki, işe yarıyor mu?
Hayat bize şaşmaz biçimde gösteriyor ki, partileri mahkeme kararıyla kapatmak kâğıt üzerinde kalıyor. Ülkeye zaman kaybettiriyor. Acılara sebep oluyor.
Yakın tarihimiz bunun sayısız örnekleriyle doludur.
1950-60 arası iktidarda olan Demokrat Parti 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesiyle kapatıldı. DP’nin yerine kurulan Adalet Partisi ilk seçimde parlamentoda yerini aldı. Bir sonraki seçimde ise ezici bir çoğunlukla iktidara geldi.
12 Eylül 1980 askeri darbesiyle kapatılan bütün partiler bugün siyasi hayatın içindeler. Bazıları (CHP ve MHP) parlamentoda bulunuyorlar.
28 Şubat askeri müdahalesiyle kapatılan Refah Partisi, önce Fazilet Partisi adıyla yoluna devam etti. O da kapatılınca genç ekip gövdeden ayrılarak AK Parti’yi parti kurdu.
Sonuç ortada: AK Parti’yi sandıklarda zapt etmek mümkün değil!
O zaman gelsin demokrasi dışı yollar…
Darbe hazırlıkları, bazıları da uygulamaya askeri ve bürokratik operasyonlar…
Bu işin halk tarafından halledilecek bir yolu yok mu?
Halka niye güvenilmiyor?
Bırakın halkoyu ile gelen halkın oylarıyla gitsin.
TEKEL Direnişi AK Parti’yi Meclis’teki muhalefetten kat be kat fazla yıpratıyor. İçlerinde binlerce AK Parti seçmeni, ilçe yöneticisi, seçim komitesi üyesi ve militanı olan TEKEL işçileri bu eylem sonrasında AK Parti için önemli bir handikap oluşturacaklar.
Ama sivil ve askeri bürokrasi izin verirse…
AK Parti’nin hukuk dışı yollardan iktidardan indirilmesi düşüncesi bile bu partiyi seçmen nazarında yüceltiyor. Şimdiye kadar hiç oy vermemiş olanları da AK Parti’ye yönlendiriyor.
İnanmayan 27 Nisan 2007 e-muhtırası ve 22 Temmuz 2007 seçim sonuçlarına bir daha baksın. Nisan ayındaki kamuoyu araştırmalarında oyu yüzde 30’lar sınırına inen AK Parti, Yaşar Büyükanıt ve çevresindeki “dahi” ekibi sayesinde yüzde 47 ile yeniden iktidara geldi.
Eğer toplumsal huzur söz konusu ise o zaman askerler ve yüksek yargı olması gerektiği yere çekilmelidir.
Siyasi partileri kapatarak, onlar hakkında inceleme, araştırma, soruşturma tehditleri oluşturarak bu amaca ulaşılmaz… Halk artık şöyle diyor:
-Parti kapatmayı bırakın, huzur verin!
DTP’Yİ HATIRLA
Siyasi partilerin kapatılması gündeme gelince DTP’yi de hatırlamak gerekiyor.
Görüyorsunuz aynı bela geldi sizi buldu. Küçük oy hesaplarıyla DTP’nin kapatılmasına sessiz kalan AK Parti, bu konuda yasal düzenlemeleri zamanında gündemine alsaydı, hem DTP kapatılmazdı, hem AK Parti’nin üzerinde sallanan bir kılıç olmazdı.
Daha da önemlisi Türkiye böylesi demokrasi ayıplarıyla birlikte yaşamak zorunda kalmazdı.
“Demokrasiye evet; “ama-ancak” demeden, herkes için!