• BIST 83.531
  • Altın 85,862
  • Dolar 2,2225
  • Euro 2,7695

    AŞKIN İLK HALİ

    Ayşe Kurt

    Bugün ilk buluşma belki de hayatımı kökünden değiştirecek ilk gün ama nerden bilebilirdim ki; neyle karşı karşıya olduğumu. Hava o kadar güzel ve güneş o kadar canlıydı ki ne düşüneceğimi nasıl karar vereceğimi unutturmuştu bana…

    Resmini görmüştüm sadece ve öyle kapılmıştım. İskelede camın yansımasında kendimi seyrederken ateşle birlikte heyecan basmıştı. Saçım nasıl gözüküyordu acaba, beni beğenecek miydi, yeni aldığım elbisenin yakasını düzeltirken yansımada birden bir siluet gördüm. Aynı anda arkamı dönmemle güçlü kolların arasında buluvermiştim kendimi. Öyle bir sıcaklıktı ki hissettiğim, her şeyin anlamı bir anda yok oluvermişti. Saatlerce bu şekilde kalabilirdim. Gözlerimi kapatıp işte bu adam benim hayatıma anlam katacak tek insan diye geçti içimden. Kollarını gevşettiğinde ancak kendime gelebilmiştim. İskelenin yanında ki çay bahçesinde oturmayı teklif etti, sanki çay benim çok umurumdaymış gibi, hâlbuki ben biraz önce yaşadığımız o elektriğin şokunu yaşıyordum. Elimi ayağımın titremesini engelleyemiyordum. Rüzgârına kapılmış gibi kısa bir müddet takip ettim yürüyüşünü. Nereye oturacağımıza karar veremedi oysaki ne önemi vardı ben bir ömür boyu dizinin dibinde oturmaya razıydım. Çaycıya el hareketiyle işaret ederek iki çay istedi, o arada bana içmek istediğimi sorup sormadığını bile duymamıştım. Herhalde içerim demiştim ki kendimi bilmeden, kısa sürede gelmişti çaylarımız. Ben onun gözlerinin derinliğinde kaybolurken cebinden kırmızı bir kutu çıkarıp bana uzattı. Kutuyu alıp kapağını açtığımda karşımda bir kâğıda sanki yıllardır şiddetli aşk yaşadığım adamın sözleri yazıyordu.”SEVDİĞİM KADINA, BEBEĞİME” diye. Uzun bir süre nottan gözlerimi alamamıştım. Zaten heyecandan titreyen ve hepten bir şey tutamaz hale gelen ellerimle kaldırıp güçlükle notun altındaki yaprak figürlü kolyeyi görebildim. Gözbebeklerimin parladığını fark etmiş olmalı ki beğendin dimi diye cesaretini toplayıp sormuştu bana… Ben belki de hayatımda bir erkekten ilk defa bu kadar anlamlı bir hediye aldığımı hissederek “bayıldım” diyebilmiştim. Boynunda görmek istiyorum diyerek kolyeyi alıp kendi elleriyle takmıştı. Sabahın çok erken saatleri olmasına rağmen herkes dışarıdaydı ve sokaklar cıvıl cıvıldı ya da o anın mutluluk sarhoşluğuyla bana öyle geliyordu.

    Kahvaltı yapmamıştık daha, malum ilk birlikteliğimizin ilk kahvaltısını yapmak için bu saati seçmiştik. Üsküdar’ın en güzel tepesine el ele tırmanmıştık ve o an belki kalbim bile durabilirdi. Güzel, havadar bir yerde yapacaktık kahvaltımızı. Bir solukta çıkmıştık, merdivenleri aynı hızla garsonun gösterdiği masaya oturduk.  Hala gözlerimi, gözlerinin derinliklerinden alamamıştım ki sigara içtiğimi bildiği için paketi uzatmıştı. İçinden bir sigara aldım ve yine ellerimin titremesine mani olamayarak yakmaya çalıştım. Dudaklarımın arasında çerli çöplü bir şey hissettim ve sonra neden sigarayı ters yakmaya çalıştığımı anladım. O ise gülmemek ve beni utandırmamak için dişlerini sıkıyordu. Yüzüm utançtan kıpkırmızı olmuştu bile. O şaşkınlıkla sigaramı düzelttim. Bir zaman sonra tabakların içinde gelmişti kahvaltımız, sanki bende iştah kalmıştı. Yarım yamalak yiyordum. Ben bunu yiyemem diye onun tabağına koyuyordum her şeyi…

    Sohbet sohbeti açtı, zamanın nasıl geçtiğini anlamamıştık ikimizde. Biraz daha tepede çay bahçeleri vardı ve yine elimden tutmuştu işte. Ben kalbimin ritmini düzeltmeye çalışırken çıkıverdik merdivenleri. Öyle bir yerdi ki burası uçsuz bucaksız denizin mavisiyle hipnoz olurken yeşil yaprakların ve o mis gibi leylak kokularının arasında masal diyarındaymış gibi hissettiriyordu bana.

    Koca bir günü dopdolu aşkın o müthiş hazzıyla geçirmiştik. Akşamüzeri beni tekrar iskeleye bırakırken içimi bir hüzün kaplamıştı. Vapura bindiğimde ise camdan el sallarken bir yanımı bırakıyormuş gibi hissetmiştim. Uzaklardan Sibel canın son vapur şarkısı geliyordu kulağıma; iskeleden son saatin son vapuru uzaklaşırken daha da burkulmuştu kalbim…

    Bu yazı toplam 3893 defa okunmuştur.
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları