35 yıldır İsveçteki Türklerin örgütlenmesi ve Türk etnik kimliginin İsveç Devleti tarafından kabul edilmesi,İsveçteki Türklerin dillerini özgürce kullanmaları ve İsveç okul sisteminde Türkçenin egitim dili olarak kullanılması için mücadele etmiş biri olarak, Ülkemizdeki kürtler konusundaki tartismalara gulerek zaman zaman da üzulerek izlemekteyim. İsveçte ki yüksek ögrenimde okuduğum kıtapların büyük bir bölumu, anadil ve anadilde eğitim ve farklı etnik topluluklarin birlikte barıs içinde yaşamalarını içeren bilimsel kitaplar ve arastirmalar oluşturmuştur,bu konularin siyasi boyutlarini da İsveç devlet kurumlariyla su gune kadar tartısmaktayim.Bu konuda temel görusüm ve inancım herkesin anadilinde eğitim alması,anadilini özgürce kullanması başka dillere olan sevgisini artırırdigi gibi; baska dilleri ögrenmesini kolaylastırır ve bireyin ruhsal gelisiminde olumlu rol oynar
Okul modellerinin de tüm insanların farklılıklarını kabülü temelinde şekillenmeleri okulları sevdirir ve ögrenimi kolaylastırır.Bu temel yaklaşım Avrupada ki Türkler icinde Türkiyedeki anadili baska olanlar icin de gecerlidir.
Iki ayrı yalnıs tanımlama yüzunden ülkemiz için de ve dışında insanlarımıza cok acı çektirildi.işkenceler ölumler sürgünler ve yoksul halkın ekmeğinden calınanlar.. peki Nedir bu iki tanımlama ?
Birincisi; ”Türkiyede yaşayan herkes Türktür” safsatası ki hicbir bilimsel ve gerceklikle bağı olmayan bir Turk tanımlaması… üstelik.Bu tanımlama, Devlet tarafindan yapılmıştır.Oysa; yurttaşlar, hukuki kimlik dışındaki kimliklerini kendileri tanımlar.politik,kültürel.cinsel kimlikler bireyi ilgilendiren konulardır.Türkiyede yaşayan herkes Turk degildir.anadili Türkçe olmayan milyonlarca vatandaş vardır.Türklerde kendi anadili olan bir etnik guruptur.Baskalarını zorunlu Türklüğe sıkıstırmak inkarcılığın başka bir yöntemidir ve etnik Türklere de bir hakarettir Turkiye dısındaki Türkleride inkardir.
Türkiye cok kültürlu bir imparatorluğun devamı olan ve sınırları icinde bir cok etnik gurupların yaşadıği bir devlet olmasına karsın; teklik uzerine kurulmustur ve Fransiz modeli örnek alinmıstır. Oysa; içinde barındırdığı gerçeklik ise coğulculuk ve cok kültürlülüktür.
Gayri müslümleri saymazsak Siyasi talebi olan sadece kürtler olmustur.Bu taleblerinide net bir öneri paketi olarak bu güne kadar gündeme getirebilmiş degiller. Ana nedeni de Turkiyenin bu konuları konusmayi yasaklaması ,Burada yaşayan herkes Türk sayılır diye deve kuşu vaziyetini sürdürüp sorunu daha da vahimlestirmesidir
Ne var ki Anadolunun aslı gücü olan kürtler kendilerini kürtlükle tanımlamakta ve en azından kültürel kimliklerini korumak istemekteler.Bırakın bu temel insan hakkının verilmesini,özellikle; 12 eylul darbesiyle yoğunlaşan eziyet,iskence faili belli meçhul cinayetler,Devlet gölgesinde kurulan PKK yı nerdeyse kürtlerin temsilcisi haline getirmistir. otuz yildır süren anlamsız savaş binlerce ülke evladının canına maloldu.Bunun yanın da olusturulan savaş sektörü korkunç paralar kazandı jitemcisi pkk lısı itirafçısı el ele kol kola gayrı meşru isler yaptılar.
Simdi Devlet kendisinin neden olduğu bu sorunu cözmek istiyor.Başta hükümet ve sivil toplum örgutleri bu sorunun cözumu icin cesitli öneriler üretmekte, sadece iki muzmin,günümüz dünyasını bir türlü yorumlayamayan siyasetçi dışında….
Yilarca Türk milliyetçiliği diye Türklere Türklük propogandası yapmaktan öteye gidemiyen, soğuk savaş döneminde Turkiyedeki amerikan çikarlarının tetikciligini yapanlar bilmelidirler ki milliyetcilik ideolojik olarak Türklerin ürettigi bir kavram ve ideoloji degildir.
Milliyetçilik Tarihsel kaynagını Fransiz ihtilalinden alır ve Türklerin özellikleriyle celisir.Turkler her ulus gibi yurtseverdir. Tarihi süreç icinde başkalarıyla iyi gecinip onlara saygı göstermislerdir ve bu özelliklerinden dolayi da bir imparatorluk kurabilmisler,.Kimsenin diline,dinine ve kültür varlıklarına ittihad ve terakkiye kadar mudahale etmemislerdir.
Cok yakında siyasi mefta olacak, bir dedigi bir dedigiyle örtuşmeyen Deniz Baykal da ”Turk milli kimliği etnik kimlik degildir” diyor ve kendi alaninda okudugu kitaplari da unutmuşa benziyor ve ipe un seriyor Turk milli kimligi” ve ”Turk etnik kimligi” bunların aynı şey olduğunu bile bile….
Aslında AKP nin bu gün baslattigi bu demokratık açılımı yillar önce Rahmetli Erdal Inönu baslatmıstı .Bu projeyi, parti dısında PKK parti içindede Deniz Baykal sabote etmistir.
Bu olumsuzlugunu hala sürdürmekte..
Kardes dedigimiz kürtlerin de Türkler gibi bir anadilleri vardir. kültürleri de kürt ögeleriyle donatılmıstır. Yavuz Sultan selim döneminden beri Türklerle birlikte yaşamayı benimsemiş ve bu konuda irade beyanı vermislerdir. Ne var ki bu kardes halkin dil ve kültürlerini koruma ve gelistirmeleri icin hic bir olanak sağlanmadı trt-ses dışında..Bu nedenle de bir Türk olarak kardeş diye bildigim kürtlere karşı hep eziklik duydum.
Yaşadıgım isvecte göcmenlerin Isvecteki tarihi yaklasik 50 yil olmasına karsın, Devlet ve Belediye kurumlarında hizmeti anadilimizde alabilmekteyiz.Istedigimiz taktirde de ilk 5 yılı anadilde isvec okul sistenmi icinde egitim alma olanağı var.Ama Türkiyenin asli gücü olan kürtlere böyle haklar tanımaya bir yana binlerce yıllık beldelerinin ismi 12 eylülcü generaller tarafindan değistirildi ve isimleri de yasakalandı.Bulgaristanın bir dönem Türklere yaptiğı gibi…
Ne yazik ki uniter devleti savunanlar da bu konuda da epeyce cahiller...Devlet okullarında baska dillerin olması Devlet kurumlarının baska dillerde hizmet vermesi, farklı dillerin kamusal alanda kullanılması Uniter devletin karakteriyle uzaktan yakindan iliskisi yoktur.Tamamen egitimin karakteriyle ve devletin hizmet metoduyla ilgilidir.
PKK bir baslangic degil.. 80 yıldır izlenen bir politikanin sonucudur.Bunun tasfiyesi ancak kürtlerle ilgili ciddi değişimler yaparak baslatılır.
Turkiye bu değisimi yapabilirse olağanüstü bir demokrasiye kavuşacak ve ortadoğunun japonyası olmaya aday olabilcektir.tarihi ve kulturel birikimlerini kullanarak kalkınmada daha ileri bir ivme kazanacagı kaçınılmaz olacaktır.
Bu değişim Simdiye kadar Türkiyenin önunde en büyük engeli teskil eden bazı siyasi akımlarıda artik geri gelmemek uzere toprağa gömecektir.Bu arada dağa cikmaktan bahsedenlere de sunu hatırlatmakta yarar var: sizi 12 eylul öncesinde solcuların uzerine süren devlet bu konuda sizleri yalnız birakıyor haberiniz ola….Resneli Niyazi gibi olursunuz….
Hükümet yetkilileri bu konuda somut önerilerini şu güne kadar açıklamadılar.Bu konuda öneri toplamaktalar Çesitli kurum ve kisilerden...Bendeniz de yurttaşlık görevimi yerine getirmek icin bu konuda ki degisim önerilermi asagida özetliyorum.
Turkiyede yaşayan farklılıkları kucaklayan, yeni bir Devlet-yurttas sözlesmesini iceren, sivil bir anayasanin yapılması
Anadil ve anadilde egitim okul sistemi içine alınmalı ve istege bağlı olmalıdır.
Cok dilli bir eğitimin önü açılmalıdır.Turkiyede konuşulan bütün dillerin yaşatılması icin tüm kanallar açlmalı.Bu dillerin varolması her anlamda bir zenginliktir hem ulusal hem de uluslararasi iliskilerde.
Hem devletin hem de bireylerin etnisite sevdasına fazla takılmamasi onun yerine yurttaslik bağlarinin guçlendirilmesi gerekmektedir.
Başta Doğu ve Guneydoğu olmak üzere geri kalmıs yörelerde Devletin bizzat kendisinin istihdam alanı açmasi gerekmektedir.
Bu saatden sonra Türkiye sınırları içinde bir kürt coğrafyasindan bahsetmek olası degildir.Kürtlerin büyük çoğunluğu Turklerle batı metropollarında yasamaktalar ve gelecekleri oralarda kurgulanmaktadır. Bu gerçekligi gören aklı başında herkes gibi, Devletin de ayni gerçegi görup,bu bölunme sizofreninden bir an önce kurtulması cözumu kolaylastiracaktir.
STOKOLM
DİKKAT! Yazılarının Kalem Sizin köşesinde yayınlanmasını isteyenler, info@haberform.com adresine yazılarını gönderebilir...