IMKB:60.786Dolar:1,5005YTLEuro:1,9315YTLAltın:402,76YTL
Ankara'da hava sıcaklığı 32°C
16:00 Vekilin eşi hayat kadınıymış! FOTO-  15:11 TIKLA! Oyunu kullan!-  15:06 Bayramda hava nasıl olacak?-  14:42 Kart sahipleri OKUSUN-  14:31 Otomobil alev alev yandı!-  14:21 Atatürk'ün büyük sırrı!-  14:11 CHP'de flaş gelişme!-  14:05 Erdoğan'dan jet yanıt-  14:00 Ahmet Hakan Vakit'i bombaladı!-  13:55 Ünlü tarihçi vefat etti-  13:47 Hayırcıları üzecek ANKET!-  13:44 Eşini randevu evinde buldu!-  13:38 Sarıgül oyunu açıkladı!-  13:34 Mahkemeden TARİHİ KARAR-  13:21 CHP'de sürpriz toplantı!-  12:50 20 Eylül'de kaldırılıyor-  12:43 Bakan Akdağ muhtarı azarladı!-  12:29 Diyarbakır'dan 'Evet' çıkar-  12:25 Borsada rekor açılış -  12:07 Bayram yardımına CHP engeli-  
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Toktamış Ateş
İlhan Selçuk
26 Haziran 2010 Cumartesi 12:36
İlhan Selçuk'un durumunun çok ağır olduğunu ve "Emr-i Hakk"ın, her an gelebileceğini biliyorduk. Ve geçtiğimiz günlerde bu üzücü haberi aldık.

İlhan Selçuk çok yönlü ve çok ilginç bir insandı. Zaten vefatından sonra hakkında yazılan farklı yazılar; bu çok yönlülüğünü gösterir gibiydi. Benim yaşamımda da çok önemli yeri olan bu değerli insan hakkında elbette bir şeyler söylemem gerekirdi. Fakat eski yazılarıma bir göz attığım zaman bu sütunda zaten birkaç yazı çıkmış olduğunu gördüm. Ve yeni bir yazı yazmaktansa, 24 Mart 2008 tarihinde, "İlhan Selçuk" başlığıyla kaleme aldığım yazıyı, bir kez daha yayınlamaya karar verdim:

"... Cumhuriyet Gazetesi'nin ikinci sayfasında 'Düşünenlerin Düşüncesi' bölümünde 1975'ten itibaren yazıyordum. Ama 15 günde bir ama ayda bir...

Uğur Mumcu alçakça katledildikten sonraydı. Bir akşam kadim arkadaşım Şükran Soner evden arardı. Evdeysem, İlhan Selçuk'un arayacağını söyledi. Birkaç dakika sonra İlhan Selçuk aradı ve Cumhuriyet'e yazmamı istedi. Okumayı söktüğü ilk günden itibaren bir Cumhuriyet okuru için bu teklif büyük onurdu. Memnuniyetle yazacağımı söyleyerek teşekkür ettim.

x x x

Belki son söylemem gerekeni, öncelikle söylemek istiyorum. Benim gözümde İlhan Selçuk, her şeye rağmen Türk basının en değerli kalemidir ve kendisinden, öğrenciliğimden beri çok şey öğrendim.

Saygı ve sevgimde bir eksilme olmamıştır. Hırslı ve halk sevgisi olmayan 'Ergenekoncularla' karıştırılmaması gerekir. Kendisini ilk kez İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'nde öğrenciyken, bir açık oturuma davet için Cumhuriyet'e gittiğimde görmüştüm. Eski İttihat ve Terakki merkez binasındaki odasında yaptığımız daveti kabul etmiş ve toplantıya gelmişti. Zaten o dönemde hemen her oturumun en aranan ismiydi. Zannediyorum 1964 yılıydı. Yani neresinden bakarsanız 45 yıl geçmiş. Neredeyse yarım yüzyıl demektir bu...

Cumhuriyet'ten yazılarım karşılığında bir telif ücreti alıyordum ama çekirdek parası bile değildi. Fakat işin onuru her şeyden değerli idi. Kimilerinin 'kaptan köşkü' dedikleri üçüncü katta gene çok sevgi ve saygı duyduğum Sami Karaören'in odasının yanında bir odam ve elektrikli daktilom vardı. O zamanlar Bilgi Üniversitesi de olmadığından hemen her sabah gazeteye gider ve sabah kahvemi orada içerek 'Cumhuriyet havasını' teneffüs ederdim.

x x x

Sayın Selçuk'a büyük saygı ve sevgi duymama karşın, her zaman çok mesafeliydik. Odasıyla aynı katta odam olmasına rağmen pek karşılaşmazdık. Zaten onun geldiği saat çoğu kez benim okula döndüğüm saat olurdu.

Cumhuriyet Gazetesi'nde kıyamet, Gazeteci ve Yazarlar Vakfı'nın verdiği 'Hoşgörü Ödülü' sonrasında ödül alan diğer saygın kişilerle birlikte çektirdiğimiz fotoğrafta Sayın Fethullah Gülen'le yan yana ve el ele çıkan fotoğrafımız sonrasında koptu. Gazetedeki birtakım 'hazımsız tipler' benim Cumhuriyet'e yakışmadığım iddiasıyla bildiriler kaleme alarak imzaya açtılar. Aslında bu işi tezgâhlayanlar kendi isimlerini bile koymamışlardı.

Ben tavrımı değiştirmedim. O fotoğrafın doğru ve çok onurlu bir fotoğraf olduğuna inanıyordum ve hâlâ inanıyorum. Bu toplumda tüm 'farklı düşünceliler' birlikte yaşamak zorundayız ve bunun yollarını aramamız gerekir.

Fakat Cumhuriyet'teki kimi 'süper zekâlı' ve 'keskin' Atatürkçüler bu davranışımı 'Atatürkçülüğe ihanet' olarak gördüler. Ve beni tasfiye etmeye çabaladılar. Atatürk'ün ulusa olan saygısının farkında bile olamayan Atatürk'ün 'aydınlanmacı' yönünü görmeyen kimi fikir fukaraları arkamdan kılıç sallamayı sürdürdüler. Atatürkçülüğü 'halk için halka rağmen' gören ve rakı içmeyi Atatürkçülük sanan bu zavallılara karşı Sayın İlhan Selçuk hep arkamda durmuş. Bunu tahmin ediyordum ama sonradan öğrendim. (Rakı içmeyi Atatürkçülük sananlardan bazıları rakı içmeyi de bilemezler ağızlarına yüzlerine bulaştırırlar kepaze olurlardı...)

Yıllar boyunca Sayın Selçuk'un önceden telefon ederek değiştirmeyi teklif ettiği birkaç sözcük dışında yazılarıma kimse el sürmedi.

Ondan gelen önerileri de bir öğretmenin öğrencisine önerisi olarak değerlendirdim ve memnuniyetle onayladım. Fakat zaman içinde sanıyorum Sayın Selçuk üzerinde baskı da arttı.

Özellikle İstanbul Üniversitesi'nin eski rektörlerinden Kemal Alemdaroğlu benim Cumhuriyet'te yazmamı her yerde yüksek sesle eleştiriyordu. Şimdi Ergenekon sanığı olarak yargılanan bu zat hakkında fazla bir şey yazmak istemiyorum. Ne olduğunu artık herkes biliyor.

Aynı dönemde YÖK eski Üyesi İsa Eşme bana bir mektup gönderdi. Aynı gün yanıtını verdim. Fakat birkaç hafta sonra aleyhime çok mektup yayınlanan 'okur köşesinde' aynı mektup yayınlandı. Allah'tan (pek de kullanmadığım) e-mail'le göndermiştim. 'Ben almadım' dedi ama sanırım epey utandı.

Ve derken bir gün yazımda bir sözcüğü değiştirmek için genç bir arkadaş aradı. Biraz tartıştıktan sonra ortak bir noktaya geldik. Fakat bir gün sonra yazım yayınlanmadı. Ve elbette bir daha yazı göndermedim. Bir gün sonra 'Hocam yazınız gelmedi' diye arayan arkadaşa da gereken yanıtı verdim.

 'Bir cümlemi değiştirirlerse orada durmam' diye palavra atıp sonra yalayanlardan değilim ben. Gereken neyse gerektiği anda yaparım. İlhan Selçuk'a duyduğum sevgi ve saygıya rağmen..."

Bu yazı toplam 51 defa okunmuştur
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
ÇOK OKUNANLAR