IMKB:60.737Dolar:1,5105YTLEuro:1,9755YTLAltın:378,72YTL
Ankara'da hava sıcaklığı 32°C
19:05 Tokat'ta sıcak temas-  18:50 Öğretmenlere kadro müjdesi-  18:38 Ve gidiyor!-  18:30 Obama'dan şaşırtan itiraf-  18:20 Kritik görüşme sona erdi -  18:06 Cepte iyi haber-  18:00 DP'de 'evet' istifası-  17:53 Batman’da sıcak çatışma -  17:51 FLAŞ! Ankara'da göçük-  17:45 Orduya güveniyor musun? ANKET-  17:44 İşte felaketin tarihi!-  17:40 Skandal Canlı Yayın Kazası!-  17:34 Baptista kararını açıkladı-  17:21 BDP'ye Barzani şoku-  17:03 Olay yaratacak PKK fetvası-  16:57 Erdoğan ve Büyükanıt'a suç duyurusu-  16:42 CHP peşini bırakmıyor-  16:32 Başbakanlık'ta sürpriz isim-  16:13 Kan donduran vahşet!-  16:06 Erbakan'a kötü haber-  
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Sabahattin Önkibar
Karadzic, El Beşir ve AB
08 Kasım 2009 Pazar 09:35

Radovan Karadzic’i

biliyorsunuz! Sırbistanlı bir alçaktır.

Bosna’da binlerce Müslümanın kanına girmiştir.

10 küsur sene saklandıktan sonra yakalanıp yargıya teslim edilmiştir.

İnsanlığa karşı suç işlemek yani soykırım ile suçlanıyor!

Keza Mareşal Ömer Ahmet El Beşir’i de duymuşsunuzdur!

Sudan’ın devlet başkanıdır.

Onun için de Uluslararası Ceza Mahkemesinde tutuklama kararı var!

Niçin mi?

Darfur’da katliam yapmak ya da insanlığa karşı suç veya soykırım iddiasıyla!

Müslüman olduğumuz için toplum olarak Karadziç alçağına El Beşir’den çok daha fazla kızıp köpürdüğümüz vakıa!

Ancak suç ve ceza kavramları evrenseldir!

Dahası, hiçbir inanç sistemi suçu ve suçluyu korumaz!

Başka bir anlatımla hiç kimse inancından ötürü suçtan muaf addedilemez!

Efendim o Müslüman, benim dinimden, onun suçunu görmem diyemezsiniz!

Bu bakış geçerli kılınırsa, yüzde 99.7’si Müslüman olan ülkemizin bütün hapishanelerini boşaltmak gerekiyor!

Tabloyu bu şekilde ortaya koyduktan sonra

soralım:

El Beşir katliam sorumlusu diyen kim?

AB, ABD ve Uluslararası önemi olan bir yargı kurumu!

Diyeceksiniz ki onlar hıristiyan kulübü, kasıtlılar!

İyi de o hıristiyan kulübü yani AB’yi cennet gibi sunan ve oraya girmek için Türkiye Cumhuriyetinin onurunu bile ayaklar altına alan bugünkü iktidar değil mi?

Aynen öyle!

O zaman cevap versinler bu ne yaman çelişkidir!

Hem AB’yi cennet gibi göreceksiniz hem de AB’nin katil ve katliam sorumlusu diye ilan edip aradığı bir ismi cumhurbaşkanının davetlisi olarak Türkiye’de ağırlayacaksınız!

Cevap verin yaptığınızın biri yanlış, hangisidir o?

İşte AKP ve Abdullah Gül’ün durumu!

Abdullah Bey’e sorsanız AB’ye zümrüd-ü ankam der.

Ama aynı Gül, El Beşir’i de can kardeşim diye kucaklıyor!

Evet cevap versinler takıyye yapmayan Abdullah Gül hangisidir?

Bilinç altıları yani geçmişten gelen siyasal İslamcı kişilikleri hiç kuşku yok, onları El Beşir’e iter lakin ikbal adına Davut’un Boynuzuna da gerektiğinde boyun eğmekten ve deliğe süpürmeyin diye yakarmaktan geri durmazlar!

Altını çizeceğimiz bir başka iç acıtıcı husus da AKP ve Gül’ün El Beşir konusunda sırtladığı tepkilerin onda birini Azerbaycan için göğüslememesidir!

Görülüyor ki bu güruh, eski bakış ve alışkanlıklarını onca teslimiyetçiliklerine rağmen hâlâ üstlerinden atamadı.

Ya ne deseydi?..

Yıkanamıyorum dedi, hapse girecek!

Bir vatandaş Kadıköy meydanında var olan pahalılığı ve enerji zammını protesto etmek için “yıkanamıyorum” diye feveran etmesiyle polis yaka paça adamı gözaltına aldı.. Akabinde savcılık ve dava süreci.. Neymiş efendim genç adam Başbakan’a hakaret etmiş.. Tamam gencin yıkanamıyorum sonrasında ettiği iddia edilen o malum sözü elbette onaylamayız ama ağzından bir laf çıktı diye 2 yıl kodes olur mu? Hani Türkiye AB’nin yani evrensel demokrasinin eşiğindeydi?.. PKK eşkıyası devlete her gün söver ve silah çekerken üstelik pişman değilim demesine rağmen af ediliyor ama işsizlikten ve parasızlıktan bunalan bir vatandaş uygunsuz söz etti diye hapis öyle mi?.. Valla o çocuk işi bilmiyor, kötü söz edeceğine silahlanıp dağa çıksaydı başına bunlar gelmeyecekti!

Gülme komşuna...

Bak, Gül de

terörist affediyor!

Hayır ölümcül hastalığı olan Güler Zere’ye bir sözüm yok, bu hadise vesilesiyle AKP güruhunun bir çelişkisini sergilemek istiyorum. Hatırlayın AKP medyası ve kalemşörleri yakın geçmişte bir önceki Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’i teröristleri affediyor diye manşetlere oturtup hedef yaparlardı. Oysa Sezer’in affettiği teröristler de tıpkı Güler Zere gibi ölümcül hastalığı olanlardı. Hal bu iken yandaş medya bunu umursamaz ve Ahmet Necdet Bey’i adeta sol örgütlerin hamisi diye sunarlardı.. Tam bu noktada soralım, tamam; Sezer’in yaptığı şey teröriste hamilik, peki Abdullah Gül’ün son yaptığı nedir? Ahmet Necdet Sezer’in aflarını manşete çekenler Gül için aynı şeyi niye yapmıyorlar?

Muhalif mi?..

“Domuz gribini iktidar

getirmedi ya!”

Başlıktaki sözü AKP’li bir mebus ya da terfi bekleyen bir bürokrat değil, AKP’ye karşı alternatif bir siyasi hareket planlayan Mustafa Sarıgül etmiştir. Bu kadar da olmaz demeyin, oldu vallahi. Otorite ya da iktidara karşı Mahatma Gandi’nin pasif muhalefet stratejisi ve hareketini bilirim de, övgülü muhalefet stratejisini ne duydum ne de okudum! Herhalde Sarıgül dünyaya yeni bir muhalefet metodunu armağan etmek istiyor. Şekilde görüldüğü gibi Mustafa Sarıgül’ün hedefinde öncelikle Tayyip Bey’i aşağı çekme yerine CHP’yi bölme var.. Zaten öyle olduğu içindir ki Tayyip Bey Mustafa’ya yol veriyor... AKP otobüsüne laf attı diye 13 yaşındaki çocuğu bile mahkemeye veren Erdoğan tehlike görse ve özel bir görev ifa ediyor olmasa Şişli Belediyesine birkaç müfettiş göndermez miydi, iyi düşünün?

Bu yazı toplam 169 defa okunmuştur
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
ÇOK OKUNANLAR