Kelimelerim susuyor, hayatım akıyor bu aralar… Yazıp da rahatlamak yerine, yaşıyorum…
O kadar dert, o kadar keder, o kadar acı var ki hayatta.
Ama bazen, hani acıyan yarayı uyuşturursun ya… İşte öyle bir uyuşukluk hissediyorum tüm varlığımda.
Sanki bir konserdeyim. Ama dinleyen değil, söyleyenim bu sefer. Kimin beni dinlediği, ne yorum yaptığı da umurumda değil. Her insanın hayatında böyle hissetmeye ihtiyacı vardır aslında.
Ama işin en acı yanının ne olduğunu biliyorum: Bu uyuşukluk geçici… Kendimi her zaman bu kadar sevmeyeceğim, bu kadar iyi hissetmeyeceğim. İçimde yoktan var olan bir ışık sonsuza dek aydınlatamayacak ruhumu…
Yine de güzel… İnsan ömrü öyle kısa ki düşününce…
Şu kısacık hayatta, hep uğraşıyla, hep mücadeleyle, hep yakınmayla geçiyorsa ömrümüz, bir an olsun durup dinlenmeye, nefes almaya da hem hakkımız, hem de ihtiyacımız var diye düşünüyorum.
İşte ben şimdi öyle bir yerdeyim ki, ‘neredesin’ diye sorsanız, ‘hiç olmadığım bir yerde’ diyebilirim ancak…
Bir kurşun eksik, bir kurşun fazla…
Biliyorum, bu anlattıklarım lüks. Ama hakkımız yok mu buna? Soruyorum, sizce hakkımız yok mu?
Cevabı herkes kendine verecek.
Ama hem ülkemin, hem kendi hayatımın yoğun gündeminde kendime yaptığım bu şeyin bana iyi şeyler bırakmasını ve bu yazıyı okuyan herkesin aynı şeyi yaşamasını diliyorum…
Uyuşmanız dileğiyle!