IMKB:60.786Dolar:1,5005YTLEuro:1,9315YTLAltın:402,76YTL
Ankara'da hava sıcaklığı 32°C
16:28 FLAŞ! Referandum iptal oldu! -  16:12 AK Parti 'kaynağı' açıkladı-  16:05 Çetin Doğan harekete geçti-  16:00 Vekilin eşi hayat kadınıymış! FOTO-  15:11 TIKLA! Oyunu kullan!-  15:06 Bayramda hava nasıl olacak?-  14:42 Kart sahipleri OKUSUN-  14:31 Otomobil alev alev yandı!-  14:21 Atatürk'ün büyük sırrı!-  14:11 CHP'de flaş gelişme!-  14:05 Erdoğan'dan jet yanıt-  14:00 Ahmet Hakan Vakit'i bombaladı!-  13:55 Ünlü tarihçi vefat etti-  13:47 Hayırcıları üzecek ANKET!-  13:44 Eşini randevu evinde buldu!-  13:38 Sarıgül oyunu açıkladı!-  13:34 Mahkemeden TARİHİ KARAR-  13:21 CHP'de sürpriz toplantı!-  12:50 20 Eylül'de kaldırılıyor-  12:43 Bakan Akdağ muhtarı azarladı!-  
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Erhan Başyurt
Tuzu kokutmanın Türkiye'ye faydası yok
13 Haziran 2010 Pazar 07:56
Anayasa Mahkemesi, referanduma gidecek paketin iptal başvurusunu kabul ederek, beklendiği gibi pandoranın kutusunu açtı.
Oysa hukuk uzmanları Anayasa Mahkemesi'nin yasalaşma süreci tamamlanmadan değerlendirme yapmasının hata olacağını ısrarla vurguladı.

Eski Cumhurbaşkanı ve Anayasa Başkanı Ahmet Necdet Sezer, eski Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk de bu yönde düşünce beyan eden isimler arasındaydı.

Daha ilginci hem başvuruyu yapan CHP hem de Anayasa Başkanvekili Osman Paksüt, çok değil 3 yıl önce bir başka iptal başvurusu için kararın referandumla karar yasalaştıktan sonra alınabileceğini bizzat kendileri kayıt altına almışlar.

Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi'nin tavrındaki bu değişiklik, ister istemez alınan kararı tartışmalı hale getiriyor.

En üst yargı mercii olduğu halde, kurum kamu vicdanında kabul görmeyen kararlarıyla itibarını zedeliyor.

Yargının bağımsızlığı olduğu gibi, yasamanın ve yürütmenin de bağımsızlığı var.

Aralarında kontrol ve denge mekanizması, birbirlerini işlevsiz hale getirmeye yönelik kullanılamaz.

Nasıl yargıya müdahale sistemi işlemez hale getirirse, yargının idareye ve yasamaya müdahalesi de sistemi tamamen tıkar.

Bugün maalesef böyle bir durumla karşı karşıyayız.

***     

Hepsi bu da değil.

Anayasa Mahkemesi, her ne kadar iptal başvurusunu "şekil" yönünde incelemeyi kabul ettiyse de, şekilden "esasa" yöneleceği ve bazı maddeler için "yürütmeyi durdurma" kararı vereceği ifade ediliyor.

CHP iptal başvurusu yaptığında Genel Başkan koltuğunda bulunan Deniz Baykal, daha bu yönde hiç adım atılmamışken, 14 Mayıs'ta Milliyet'ten Fikret Bila'ya şu dikkat çekici beyanatı verdi:

"Tabii biz yürütmeyi durdurma talebinde de bulunuyoruz. Önce bu talebi karara bağlayacak. Eğer yürütmeyi durdurma yönünde karar alırsa, bu süreci etkiler. Örneğin tartışmalı iki maddenin (Anayasa Mahkemesi ve HSYK maddeleri) yürürlüğünü durdurursa, o zaman diğer maddeler için 12 Eylül'de anlamsız bir referandum yapılacak, o kadar masraf boşuna edilmiş olacak..."

Gelişmeler Baykal'ın öngördüğü seyirde ilerliyor.

Bu da ister istemez tartışmanın boyutlarının değişmesine neden oluyor.

Hukukçular bu durumu "Tuz kokarsa..." yaklaşımı ile açıklıyor.  

Yani, Anayasa Mahkemesi kendisi bizzat Anayasa'yı ihlal ediyorsa ne yapılmalı?

Anayasa Mahkemesi raportörü Osman Can, Taraf'tan Yıldıray Oğur'a dün ilginç açıklamalarda bulundu.

"138'inci madde mahkemelerin Anayasa'ya uygun karar vermelerini zorunlu kılar. 148'inci madde de açık, Anayasa değişiklikleri sadece şekil yönünden incelenir... Şekil örtüsü altında esasa girilirse, Anayasa Mahkemesi mahkeme olmaktan çıkar..."

Can, bu durumda Meclis'in direnmesini, kararın yok sayılarak yürütmesi durdurulan maddelerin paketten çıkarılmadan halka götürülmesini savunuyor.

367 ve başörtüsü kararlarıyla kamu vicdanında yaralanan Anayasa Mahkemesi yeni bir siyasi kararla ülkenin böyle bir krize girmesine neden olur mu?

 Referandumla değiştirilmesi istenen darbe anayasasının ülkeyi soktuğu demokrasi ve hukuk çıkmazı bu...

Paketin içerisinde yer alan yargı reformu maddelerinin ne kadar çok yerinde ve büyük ihtiyaç olduğunu gösteriyor.

"Tuz kokarsa..." tartışmasını HSYK'nın krize dönen toplantıları, kararları ve atamaları ile son dönemde patlak veren "yargı çetesi" üzerinden de ele almak lazım.

"Yok" yere kriz çıkarmanın Türkiye'ye faydası yok. Bırakın kararı halk versin

Bu yazı toplam 147 defa okunmuştur
tuz 367 kararı ile kokmaya başlamıştı zaten
merve
Erhan Bey tuzu çok önce kokuttular alk artık isyanda 367 garabeti ile tuzu kokottular türban yasası gene öle cd den dava birleştirmeler çürümüşlük aldı başını gidiyor malesef önce ordumuzda yaptılar bunu şimdi yargı sisteminde ancak halk ciddi bir tepki oluştuğununfarkında değiller işi referanduma bırakamayacak kadar da korkakça hareket ediyorlar o yüzden AYM ve HSYK nın acilen değişmesi gerek çünkü cunta yada sivil dikta istemediğimiz gibi yargı vesayeti de istemiyoruz
14 Haziran 2010 Pazartesi 13:31
güzel yazmışsınız
mümtaz irmikçiler
Sn.Başyurt,sn.Can'ın önerisini hükümet uygulamalı.Kanun bu yetkiyi veriyor.Türban sorununuda bu bağlamda ele almalı-daha önce ele almalıydı aslında-Medyamız "sivil vesayet" diyenlere demokrasi zaten sivil vesayet demektir diyerek konuya abanmalı.Maazallah bu gerginkler ülkeyi nereye götürürür? Ahali hükümetten aksiyoner bir cesaret bekliyor...değilse Numan Beyler'in Mustafa Beylerin partileri toplumda kıpırtı meydana getirmiş durumda.Allah'a emanet olalım Saygı ve selamlar.
13 Haziran 2010 Pazar 09:08
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
ÇOK OKUNANLAR