• BIST 83.282
  • Altın 86,019
  • Dolar 2,2225
  • Euro 2,7535

    YEZİT ÖLMEDİ İÇİMİZDE YAŞIYOR!

    Bahri Şenkal

    YEZİT KİMDİR?

    Irak'ta, Afganistan'da, Suriye'de, Dersimde, Maraş'ta, Çorum'da, Mamak’ta, Madımak'ta, Başbağ'larda ve İstiklal Mahkemeleri'nde yapılan zulümlere ve Ergenekon zalimlerine her kim sessiz kalıyor ya da sahip çıkıyorsa ister Alevi olsun ister Sünni Yezidin ta kendisidir!

    YEZİT ARAMIZDA DOLAŞIYOR!

    Yezit bir semboldür! Bir zihniyetin sembolüdür. Saltanatın, zulmün, tarafgirliğin, fanatizmin, faşizmin, menfaat siyaseti ve menfaat Müslümanlığının sembolüdür! Bu zihniyete göre: "Siyaseten bizden olmayanın, bizim gibi düşünmeyenin, bizi desteklemeyenin; bizim partimizden, cemaatimizden ve tarikatımızdan olmayanın kim olursa olsun peygamber torunu bile olsa yaşama hakkı yoktur!" Bu açıdan baktığımız zaman Yezit'in ölmediğine Alevi ve Sünni kimliğiyle aramızda çoğalarak ve güçlenerek dolaştığına şahit oluyoruz!

    EN BÜYÜK YEZİT ve BAŞ YEZİT!

    Sünnilerin arasında Yezitler dolaştığı gibi Alevilerin arasında da dolaşıyor!  Olayın en dramatik ve en trajik boyutu ise Alevilerin arasından çıkan Yezitlerdir! Örneğin Dersim Katliamı'na imza atan "Başyezit" bir Alevi'dir.  Emir veren ise Aleviler'in taparcasına sevdikleri ve hayran oldukları "En büyük Yezit'tir!"

     “YEZİDİZM”DEN KURTULDUĞUMUZ ZAMAN MÜSLÜMAN OLACAĞIZ!

    Gençliğimi ve çocukluğumu çok iyi hatırlıyorum. Bizim namazlı abdestli ve hacı takkeli büyüklerimiz "Atatürk hain Kürtleri ve Alevileri kıtır kıtır kesti" derken gözlerinin içi gülüyordu. 1980 öncesi sağ kesimde ve özellikle ülkücü kesimde de aynı anlayış hâkimdi! Dindar kesim çok şükür bu hastalıktan kurtulma ve mazlumlara sahip çıkma konusunda henüz yeterli olmasa da büyük mesafe kat etti! Sıra Alevi kardeşlerimizde! Başbakanın Dersim zulmünü deşifre etmesi gibi Kılıçdaroğlu ya da başka bir Alevi lider de İstiklal Mahkemeleri zulmünü deşifre ederse işte o zaman bu toplum Müslüman ve insan olma yolunda ilerleyecektir!

    ALEVİ ve ŞİA KARDEŞLERİMİZ HAKSIZ MI?

    Kerbela'da peygamber soyuna öyle bir haksızlık, öyle bir zulüm, öyle bir kalleşlik yapılmıştı ki bu zulmün cezasız kalmaması, bu vahşetin hesabının mutlaka sorulması gerekiyordu ama sorulmadı.

    Muaviye'nin, oğlu Yezit'i halife olarak atamasıyla birlikte "Yönetici seçim sistemi şura" lağvedildi ve maalesef İslam âleminde saltanatın kapısı açıldı. Bir şekilde yönetimi ele geçirenler babadan oğula saltanatı devam ettirdiler. Şu an maalesef çoğu tarikatta ve siyaset dünyasında bu sistem devam etmektedir.

     İslam dünyasının iflah olmaz hastalığı "İLTİMAS”ın kapısı da Yezitle birlikte açıldı. Yezit geberdi gitti ama maalesef "Çağdaş Yezidizm" devam ediyor! Sünni dünyasındaki saltanat ve zulme rıza geleneği maalesef bu Yezidizm'e bağlı! Eğer Alevi ve Şia kardeşlerimiz “Yezidizm”in özünü teşkil eden "Zulme rıza, saltanat ve iltimas"tan uzak iseler her kim yaparsa yapsın haksızlığa karşı duruyorsalar şüphesiz ki gerçek İslam'ı onlar temsil ediyorlardır. Şimdi bu durumda Alevi-Sünni her kesim aynaya bir baksın ve kendini hesaba çeksin bakalım! Kimler mazlum kimler zalim? Kimler Hüseyin kimler Yezit?

    BARIŞ ve KARDEŞLİK AŞURESİ!

    Damak lezzetleri ve mide keyifleri gelip geçicidir. Kalıcı olan lezzetler manevi lezzetlerdir. Aşureden asıl alınması gereken örnek, ibret ve lezzet farklı olmalıdır. Malum aşure birbirinden çok farklı yiyeceklerin bir araya gelmesiyle oluşan enfes bir lezzet ve bu lezzetten kaynaklanan enfes bir huzur ve mutluluktur. Demek ki buğday gibi tek başına tadı olmayan bir nimet ile ekşi nar, acı tarçın ve karanfil ceviz ile ve üzümle birleşince bal gibi oluyorlar.

    Demek ki aynı tabloyu aynı birlikteliği toplumsal olarak da oluşturduğumuz zaman, yani farklı ırk, inanç ve düşüncedeki insanlarla bir araya gelip kaynaştığımız zaman Asr-ı saadet gibi, Osmanlı gibi toplumsal huzur ve mutluluk tabloları oluşacaktır. Kerbela gibi acı bir günde aşure yapılması ve dağıtılması Müslümanlar arasındaki ayrılık gayrlılıkları; Alevi-Sünni, mezhep ve cemaat ihtilaflarını giderecek adımların atılmasına da vesile olur inşallah. Nefsimizi körleyen aşurenin yapılması ve paylaşılması için sarf ettiğimiz gayreti, sabrı ve zamanı "Barış ve kardeşlik aşuresi" oluşması için de sarf ettiğimiz zaman bütün sorunlarımız kendiliğinden çözülecektir!

     

    YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI SAYFANIN ALTINDADIR 

    Bu yazı toplam 6186 defa okunmuştur.
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yorumlar
      Yazarın Diğer Yazıları